Vizyon Sahibi Geliştiricilerle Yola Çıkıyor

Özlem Duygu Çil: Bize DDG'den bahseder misiniz?
Roy Higgs: DDG, Baltimore Maryland'de merkezi bulunan planlama, mimarlık ve tasarım şirketi. Uluslararası düzeyde operasyondayız ve 22 dünya diline - A'dan (Arapça) Z'ye (Zulu) - hitap ediyoruz. Şu an ofisimizde 3 Türk mimar çalışıyor. Ortalama 80 mimar çalışanımız var. Ekibimizde mimarlar, planlamacılar, grafik tasarımcıları, endüstriyel tasarımcılar ve peyzaj mimarları yer alıyor.
Geçmişte İstanbul'da 2 kişinin hizmet verdiği bir ofisimiz vardı. Ancak çeşitli nedenlerle enerjimizi tek bir merkezde toplayıp ekip odaklı çalışmayı tercih ettik.
Özellikle perakende projelerine odaklanan, büyük ölçekli karma kullanımlı geliştirmelerde imzamız bulunuyor. Bunun dışında master planları, oteller,
pek çok konut projesi ve eğlence merkezleri de DDG'nin üretimleri arasındayer alıyor.
Türkiye'den örnek verirsem Göcek ve İzmir'de master plan çalışmalarımız oldu. Acıbadem'de konumlanan güçlü perakende olanakları ile başarılıbir konut projesi olan ve 40 katlı kulesiyle Asya yakasının yüksek yapılarıarasında yer alan Akasya Acıbadem projesinde yer aldık. Yüzde 70'nin satılmasının da projenin başarı göstergelerinden olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde bunun İstanbul'un dinamik konut pazarından kaynakladığını söyleyebilirim.
ÖDÇ: Türkiye, DDG ile özellikle İstanbul'un popüler alışveriş merkezi İstinyePark sayesinde tanıştı.
RH: İstinye Park projesinde mükemmel bir müşterimiz vardı. Zaten bizlerin de en büyük sırrı doğru müşteri ile çalışmak. İstanbul'da uzun yıllar konuşalacak mümkün olan en iyi tasarıma sahip bir proje istiyorlardı. Şu ankipopüleritesine bakılırsa hedefe ulaştı.
Proje ile ilgili olarak aldığımız görevlerden biri de yeme içme katının yenilenerek
tavanların, zeminin, aydınlatmanın ve mobilyalarla ilgilenmekti.
ÖDÇ: DDG için belirli bir mimari çizgiden söz edilebilir mi?
RH: Hayır yok. Eğer bir stilimiz olsa idi bunun adı mekan yaratma olurdu. Micheal Graves'in tasarımını gördüğünüzde bunun onun elinden çıktığını anlarsınız ancak bu DDG için geçerli değil. Çünkü projelerimizde lokasyon, müşteri beklentileri, pazardan gelen taleplerle ilişkili.
Esnek ve benzersiz mekanlar yaratmayı tercih ediyoruz. Dünyanınhiçbir yerinde İstinye Park gibi bir projemiz olmadı. Şu an İzmir'deiçin bir çalışmamız var ve tasarımda İzmir'in özünden gelen renkler,dokular ve yerel öğeler yer alıyor. Kültürü özümseyerek dünyanınfarklı bir bölgesinden gelen bir çözümü buraya taşımadan özel ve yeniprojeler gerçekleştiriyoruz. Bunu yapabilmek için danışmalarla bir araya geliyor, araştırmalar yapıyor ve ekibimiz bünyesinde tartışıyoruz.
ÖDÇ: Özellikle Endonezya ve Çin üretim yaptığınız ülkeler arasında yer alıyor.
RH: Evet uzun yıllar Endonezya'da projeler tasarladık. Orada bulunan ofisimizde 20 mimarımız vardı. Asya Kaplanları olarak değerlendirilen bir dönem vardı hatırlarsınız. Tayland bunlardan biri idi ve aniden ekonomileriçöktü. Dünya Bankası Endonezya'yı örnek gösterdiği dönemde
büyük krizler yaşandı. O çöküş ile bizim bağlantılarımızda geçiciolarak kesildi. Ancak uluslarararası boyutta iş bağlantılar kurmanın en eğlenceli yanı şu ki önceden kurduğunuz ilişkiler belli bir zaman sonrasında bile aynı yakınla devam ediyor. Bunu özellikle Asya içinsöylüyorum.
ÖDÇ: Şimdiye kadar projeleriniz hayata geçirildikten sonra memnunkalmadığınız, daha farklı yapabilirdik diye düşündüğünüz hatta pişmanlık duyduğunuz tasarımlarınız oldu?
RH: Hayır olmadı.
ÖDÇ: Müşteri seçimlerinizden bahsettiniz. Bunun başarınıza etkisinden söz ettiniz. Geliştirici ve mimar ilişkisi nasıl olmalı?
RH: Nasıl müşterilerimiz bizimle bir nevi mülakat yapıyorlarsa aynen bizde onlarla bu anlamda bir görüşme yapıyoruz. Bu iki yönlü bir ilişki. Bir şeyi planlarken veya tasarlama öncesinde size iyi brief verebilmeli. Müşteriniz yeteri kadar vizyona ve kapasiteye sahip olmalı.
ÖDÇ: Ödüllerinizden biraz konuşursak...
RH: Çok ödül aldık ve ilginç olan genelde mimari tasarım ödüllerindenziyade ULI (Urban Land Insititute), ICSC (International Council of Shopping Centre) gibi organizasyonların ödülleri ile onurlandırıldık.
ÖDÇ: 21. yy, mimarlık tarihi için neleri getirir?
RH: Sürdürülebilirlik ve yeşil binalar gibi bir takım kavramlarla karşı karşıyayız. Bunun sadece kullanılan maddeler ve enerji ile ilgili olduğunu düşünmüyorum. Yeni teknolojinin bizlere sağladıkları inanılmaz. Aydınlatma, ışık tasarımı vb. Ancak bunların ötesinde yeni şehirciliğingetirdikleri ön planda olacak.



Henüz yorum yapılmamış!