Çevre Bakanı Veysel Eroğlu, 3. köprünün güzergâhının kesinleşmediğini, çevre ve ormana zararı minimum düzeye indirecek imkânlar bulunduğunu söylese de uzmanlara göre, bu güzergâh, 3. köprünün bağlantı yollarıyla çevreyi tahrip edecek ve imarlaşmayı hızlandıracak. Ayrıca ormanlar da strese girecek.
CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in açıkladığı ve İstanbul'a yapılacak üçüncü köprüye ait olduğunu iddia ettiği güzergâh, uzmanların tepkisini çekti. Uzmanlar, açıklanan güzergâha göre, üçüncü köprünün bağlantı yollarıyla çevreyi tahrip edeceğini ve imarlaşmayı hızlandıracağını savunuyor. Uzmanlara göre, köprünün vereceği zararı en aza indirecek olan transit geçişin uygulanması pek mümkün görünmüyor. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ise, güzergâhın henüz netleşmediğini, çevre ve ormana zararı minimum düzeye indirecek imkânlar bulunduğunu söyledi.
Tekin, güzergâhı sır gibi saklanan üçüncü köprünün denizi Tarabya-Beykoz koridorundan geçeceğini, Kınalı'dan başlayan yolun Topçular'a kadar uzanacağını iddia etmişti.
Sertok: Tarlalar da tahrip olur
Üçüncü köprü çalışmaları hakkında araştırma yürüten Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Besim Sertok, kendi tahmin ettikleri güzergâhın, Tekin'in açıklamasıyla örtüştüğünü söyledi. Sertok, bu güzergâhın İstanbul'un her iki yakasında ormanlık alan, su havzaları, doğal alan ve tarlalarda ciddi tahribatlara yol açacağını söyledi. Köprünün transit geçişle çevreye zarar vermeyeceği ve imarlaşmaya zemin oluşturmayacağı iddialarını hatırlatan Sertok, bunun teknik ve finansal olarak mümkün olmayacağını belirterek, şöyle konuştu:
"Proje transit geçişi öngörse bile bir süre sonra yeni bağlantı yolları yapılır. İkinci köprü yapıldığında da köprünün hemen çıkışında Etiler girişi yoktu. Birçok yeni bağlantı yolları yapılıyor. Biz bağnaz bir şekilde doğa korumacılığı yapmıyoruz. Proje çok yararlı olsa belki bazı değerlerden taviz verilebilir. Ancak bu geçiş İstanbul trafiğine hizmet etmeyecek. Bu yüzden neden doğadan taviz verilsin? Bu güzergâha göre, Belgrad Ormanları, Alibeyköy, Ömerli su havzaları, hatta tarlalar diğer doğal alanlar ciddi ölçüde tahrip olacak."
‘Trafiğe bir faydası olmayacak'
İTÜ Ulaştırma Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Gerçek de projeye karşı çıkarak, şu görüşleri savundu:
"Bu projenin kendi yaratacağı trafik dışında, mevcut köprülerdeki trafik tıkanıklığına fazla bir faydası olmayacak. Bu köprü de bir süre sonra mevcut iki köprü gibi tıkanacak. 2-3 yıl içinde maksimum kapasitesine gelecek. Çünkü bu köprüler ve çevre yolları bir süre sonra kendi trafiklerini yaratıyorlar. Etrafında yapılaşmalar oluşuyor.
Ayrıca kuzeydeki bir köprü, yeni yapılaşmalarla İstanbul'un elindeki son orman alanlarının ve su havzalarının da tahribatına yol açacak. Yani İstanbul akciğerleri de yakında elden gidecek. Transit trafiğe hizmet edecek deniliyordu; transit trafiğin toplam trafik içindeki payı yüzde 3'ün bile altında. Dolayısıyla bu tamamen bir rant köprüsü olacak kanaatindeyim."
Büyük araziler el değiştiriyor
Güzergâhı açıklayan Gürsel Tekin, özellikle Çavuşbaşı ve Kurtköy gibi bölgelerde büyük arsa alım satımları yapıldığı duyumunu aldıklarını, alımların Ak Parti'ye yakın isimler olduğunu tahmin ettiklerini ancak kesin bilgilere ulaşmanın zor olduğunu söyledi. Tekin, yetkililerden açıklama beklediğini söyledi.
‘Ormanlar strese girecek'
İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nden Doç. Dr. Tayfun Kındap ve Doç. Dr. Alper Ünal, 3. köprü nedeniyle ağaçların strese gireceğini belirterek, şöyle konuştular: "Yerleşim ve endüstri bölgelerinden kaynaklanan kirleticiler, ormanlar tarafından atmosfere salınan karbonlar ile reaksiyona girerek tehlikeli ozon ve partikül madde oluşumuna neden oluyor. Strese giren ağaçlar, atmosfere çok daha fazla uçucu karbon yayıyorlar. İstanbul için yapılması planlanan ve İstanbul trafiğine katkısı yüzde 1 olacağı açıklanan üçüncü köprü, bir de bu açıdan düşünülmeli."
‘Rant köprüsü'
Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Erhan Demirdizen ise, köprünün sadece rant amaçlı olduğunu iddia etti. Demirdizen'in görüşleri şöyle:
"Üçüncü köprüye tamamen karşıyız. İstanbul'un ulaşım ihtiyacı açısından üçüncü köprü nereye yapılırsa yapılsın ihtiyaca cevap vermiyor. Şu anda iki köprüyü ve deniz yollarını kullanarak iki yaka arasında günde 1.1 milyon yolculuk yapılıyor. Yeni köprü olursa bu en fazla 1.5 milyona çıkar. Şehir genelindeki yolculuk sayısı ise 21 milyon. Bu kadar fark için bu kadar pahalı yatırım yapılmamalı. Boğaz'ı raylı sistemle, tünelle geçmeliyiz. Üçüncü köprü hormonlu büyümeye, kuzey ormanları ve su havzalarının yapılaşmasına yol açar."
Ulaştırma Bakanlığı: Doğal dokuya zarar verilmeyecek
Ulaştırma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği yetkilileri, üçüncü köprünün güzergâhının, İstanbul'un transit trafiğini şehir içinden kurtarmak, kuzey hattının asgari düzeyde zarar görmesini sağlamak, kamulaştırma bedelinin çok ağır olmaması gibi faktörleri gözeterek belirlendiğini belirterek, "Öncelikle güzergâh üzerindeki belediyelerin yolun geçeceği yerleri planlarına işlemeleri ve meclislerinden geçirmeleri lazım. Planlar belirlendikten sonra güzergâh açıklanacak. Doğal va tarihi dokuya zarar vermeyecek proje öngörülüyor. Hangi inşaat tekniklerinin kullanılacağı, nerede viyadük, köprü ve tünellerin yapılacağı hakkında fizibilite çalışması yapılmış durumda. İddia edildiği gibi bir tahribat olmayacak" dediler.
Eroğlu: Tahribatı en aza indireceğiz
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, üçüncü köprünün henüz netleşmediğini belirterek, şöyle dedi: "Güzergâhı kesin olarak belirlendiğinde bakanlığımız tarafından Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) mutlaka yapılacaktır. Güzergâh belli olduktan sonra çevre ve ormanlarımız açısından tahribatı asgari düzeye indirecek çözümler dünyada olduğu gibi ülkemizde de mevcuttur. Projenin örnekleri ilk defa ülkemizde yapılmamaktadır. Proje akıllıca yapıldığında çevreye zarar vermeden orman varlıklarımızı koruyarak, ülkemize bu güzel ve hayati yatırımı gerçekleştirmiş olacağız. Ulaştırma Bakanlığı ile bakanlığımız koordine halinde çalışmaktadır."
Belediye başkanıyken Erdoğan da karşıydı
Yeni Boğaz Köprüsü'nün yapımından yana olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, bu projeye açık ve sert bir şekilde karşı çıkıyordu. 1997 yılında Erdoğan, üçüncü köprü için eleştirilerini, "Yeni köprü beraberinde çarpık yapılaşma ve yeşil katliamını getirecektir" diyerek dile getiriyordu. Erdoğan'ın belediye başkanlığı görevinde olduğu 1997 yılında basına yansıyan bir açıklaması şöyleydi:
"Şehrin yeni bir köprüye değil, tüp geçide ihtiyacı var. Raylı sistemin geliştirilmesi ve iki yaka arasında bağlantının sağlanması, yolların araçlara göre bölünmesi için tüp geçit uygun bir seçenektir. Ancak yeni köprü beraberinde çarpık yapılaşma ve yeşil katliamını da getirecektir. Boğaz'a kaç köprü yapılırsa yapılsın, trafik bir gün sıkboğaz olmaya mahkûmdur. Raylı sistemle koordine edilecek tüp geçit ise, hem çevreyi koruyacak hem de ulaşıma köprünün getirebileceğinden kat kat fazla rahatlık getirecektir."
Başkan Topbaş, Tekin'i doğruladı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in açıkladığı güzergâhı doğrulayarak, "Yeni köprü Tarabya Oteli ile Beykoz arasında olacak" dedi. Köprü yaklaşım yolları konusunda açıklama yapmaktan kaçınan Topbaş, "Çevre etkileşimi göz önüne alınarak bir güzergâh belirlenecek" demekle yetindi. Topbaş, arazi rantı iddialarıyla ilgili olarak ise, "Bu güzergâhta yer alan arsaları imara açmayacağız" dedi.
Başkanlık Sarayı'nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Topbaş, Gürsel Tekin'in "Sayın başkan güzergâhı benden öğrensin" sözlerini hatırlatarak, "Onların bilgileri bizim unuttuklarımızdan fazla değil. Bu şehri yöneten, yıllardır içinde yaşayan birisi olarak bu kentin tüm gelişme süreçlerini ve bundan sonraki süreçlerini yakından takip ediyoruz" diye konuştu.
Topbaş, şunları söyledi: "4 yılı aşkın süredir sayın Başbakanımızla, ilgili bakanımız ve kurumlarla ilgili yaptığımız bir çalışma var. Sayın Başbakanımızın hassasiyeti havzaların etkilenmemesi, orman alanlarının en az etkilenecek ölçüde bir yer belirlenmesiydi. İkinci köprünün biraz kuzeyinde Tarabya bölgesinden bir iz belirlendi ve bir çalışma yapıldı.Çarşamba günü bu güzergâh üzerinde incelememizi yaptık. Bunlar planlara işlenecek. Güzergâhın üzerindeki etkileşimler dikkate alınacak. Buradaki kamulaştırma alanlarının getireceği maliyet nedeniyle bazı değişikliklerin yapılması ihtimali çok büyük. 6 ay önce sayın Başbakanımız, Ulaştırma Bakanımız ve benim helikopterle uçuş yaparak belirlediğimiz bir güzergâh. Güzergâhtaki bağlantı alanları, hatları ve yerinde ufak değişiklikler olabilir. Önümüzdeki eylül meclisine getirmeye çalışıyoruz.
Tarabya Oteli'nin bulunduğu nokta ile karşısına gelen bir nokta arasında bir değerlendirme yapılmış. Ama tabii onu yerine yerleştirirken bölgenin kendi coğrafi durumu, yerleşim durumu da incelenecek."
‘Kamu yararına aykırı'
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Genel Müdürü Filiz Demirayak, 3. köprü ile ilgili süreçlerin kapalı kapılar ardında gerçekleşmesini eleştirerek şöyle konuştu: "Beykoz ve Sarıyer ormanları büyük ölçüde parçalanacaktır. İklim değişikliğiyle mücadelede ve uyum sağlama sürecinde kentsel ormanlar, su temin, karbon tutma ve mikroklima özellikleriyle önemliyken, bugün 3. köprü ve onun bağlantılı yolları üzerinde yapılan konut projeleri ve arazilerin el değiştirmesi süreçlerine kurban edilmek istenmesi yine kamu yararına aykırıdır.
Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, şehir plancıları ve mimarlarla beraber doğa korumacılar ve İstanbul'da yaşayan insanlar üçüncü köprüye dair endişelerini ve seslerini duyurmaya çalışırken, kamuya ait bir yatırımın, kamu iradesi ve uzmanlıklar hiçe sayılarak yapılmak istenmesi, 3. köprü güzergâhı üzerindeki arazilerin el değiştirme şekliyle beraber endişelerin artmasına neden oluyor."
Yazan: Derya Yazman3. Köprü Yerine Yaşam Platformu'nun yapmış olduğu eylem çağrısı: [SIZE=3] [/SIZE] [LEFT][LEFT][SIZE=3]"3. Köprü Yerine Yaşam Platformu, 3. Köprü projesinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi gündemine girmesi üzerine 16 Haziran Çarşamba günü saat 19.30’da OMO İstanbul Şubesinde toplandı. [/SIZE][/LEFT] [/LEFT] [LEFT][LEFT][SIZE=3]Geçtiğimiz günlerde basından 3. Köprü Projesinin İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin Bayındırlık ve İmar Komisyonuna iletildiği öğrenildi. Bugün (16.06.2010) Bayındırlık ve İmar Komisyonu tarafından görüşülmek üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi gündemine getirilen köprü projesi bugünkü meclis gündeminde oylanarak karara bağlanacak.[/SIZE][/LEFT] [/LEFT] [LEFT][LEFT][SIZE=3]Platform toplantısında tüm bu gelişmeler değerlendirilerek 17.06.2010 Perşembe saat 13.00’te mümkün olan en geniş katılımla İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde buluşulup bu rant köprüsüne dur demek için demokratik tepkimizi gösterme kararı alınmıştır. [/SIZE][/LEFT] [/LEFT] [LEFT][LEFT][SIZE=3]Bilimin, doğanın ve halkın sesine kulaklarını tıkayarak, bu cinayet projesini oylamaya kalkanlara izin vermemek için tüm duyarlı İstanbul halkını ve platform bileşenlerini bugün saat 13.00’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde yaşamı savunmaya çağırıyoruz."[/SIZE][/LEFT] [/LEFT] [LEFT][LEFT][SIZE=3]3. KÖPRÜ YERİNE YAŞAM PLATFORMU[/SIZE][/LEFT] [/LEFT]
Yazan: sweetboyzyapılmamalı bence 3 köprü o güzelim mnzarayı 3 köprüyü kaldırmaz
Yazan: Emine MerdimBasın açıklaması şu şekilde: Ülkemizde, ulaşımı karayolu taşımacılığına indirgeyen bir anlayış, 1950'li yıllardan başlayarak toplu taşımacılığı esas alan yaklaşımları, demiryolu ve denizyolu ulaşımını dışlamıştır. Kentlerimizi otomobillere tutsak hale getiren ulaşım politikaları sonucu, tarihsel, doğal ve çevresel değerler büyük oranda yokedilmiş ve yokedilmeye devam edilmektedir. Bu 'karayolcu' politikalar, 'dünyanın gözbebeği' nitelemesini hak etmiş, dünya mirası İstanbul'un Boğaziçi'ne, Boğaziçi ve FSM karayolu köprülü geçişleri yapılmıştır. Süreç içinde iki köprünün kent üzerindeki olumsuz etkileri bizzat yaşanarak görülmüştür. Özellikle FSM Köprüsü, TEM Otoyolu ve bağlantı yolları yapıldıktan sonra kentin kuzeyindeki ormanlar, içme suyu havzaları ve tarım arazileri büyük oranda zarar görmüş ve bu zarar son yıllarda daha da artmıştır. FSM Köprüsü ve E-6 otoyolunun yapılmasından sonra Boğaziçi'nde kaçak yapılaşmalar hızla artmış, içme suyu havzaları üzerine toplamda 4 milyonu aşkın bir nüfus yerleşmiş; İstanbul'un içme suyunun % 40'ını karşılayan Ömerli Havzası üzerinde nüfusu 500 bini aşan Sultanbeyli, Samandıra ve Sarıgazi kaçak kentleri kurulmuş; Elmalı Barajı, çevresindeki yapılaşmalarla içme suyu özelliğini hemen hemen kaybetmiş; Beykoz Çavuşbaşı başta olmak üzere ormanlar büyük ölçüde zarar görmüş; Küçük Çekmece havzası 'havza' niteliğini yitirmiş; Sazlıdere ve Terkos havzaları olumsuz biçimde etkilenmiş; Büyük Çekmece Havzası, Çatalca ve Silivri sınırlarında bulunan 1. sınıf tarım arazileri betonlaşarak telafisi mümkün olmayan zararlar meydana gelmiştir. Köprüler yapıldıktan sonra, iddia edildiği gibi, her iki köprünün de ulaşım sorununu çözmediği; iki yaka arasında insan geçişini sağlamadığı; araç geçişini bir süre sağladığı, ancak daha sonra tıkandığı ve yeni ulaşım sorunlarına ve trafikte kaos yaşanmasına neden olduğu görülmüştür. Boğaziçi Köprüsü ve FSM Köprüsü'nün yarattığı hasarlar çok net olarak ortaya çıktıktan sonra göreve gelen İstanbul Belediye başkanlarının, sırasıyla, Nurettin Sözen, R. Tayyip Erdoğan ve A. Müfit Gürtuna'nın, kendi dönemlerinde köprülü geçişlere karşı haklı olarak açık bir tutum takındıklarına ve hükümetlerin köprü dayatmalarına karşı direndiklerine tanık olduk. Mimar Belediye Başkanı Kadir Topbaş göreve geldiğinde '1 m2 dahi yeşil alanın yokolmasına izin vermeyeceğim' diyerek ve 3. Köprü'yü reddeden 1/100.000 Ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı'nı onaylayarak karşı tutumunu net biçimde ortaya koymuştu. Ayrıca bilimsel raporlar, köprülü geçişleri kesin bir ifadeyle reddetmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 1997 yılında İTÜ'ye hazırlatılan Ulaşım Master Planı, 1999 Büyük Marmara Depremi sonrasında hazırlanan JİCA Raporu ve İTÜ, ODTÜ, YTÜ ve Boğaziçi Üniversiteleri tarafından hazırlanan İstanbul Deprem Master Planı, 3. Karayolu Köprüsü'nün çözüm olmadığı ve toplu ulaşım sistemlerinin tercih edilmesi, bu çerçevede raylı sistem ve deniz taşımacılığının yaygınlaştırılması gerektiği yönünde önerilerde bulunmaktadır. Son olarak, 3. Köprü'yü reddeden Çevre Düzeni Planı 17 Temmuz 2009'da İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Hükümet adına Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan İstanbul Metropolitan Planlama Bürosu'nda 300'ü aşkın uzman, akademisyen ve bilim insanı tarafından 2 yıla yakın bir sürede yapılan çalışmalar sonunda hazırlanan 1/100.000 Ölçekli İstanbul İli Çevre Düzeni Planı raporlarında ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Planlama Müdürlüğü'nün plana ilişkin görüşlerinde, 3. Köprü'nün yapılması halinde yaratacağı sakıncalar tek tek sıralandıktan sonra, Boğaziçi'nin yeni köprülerle geçilmesi hiçbir tartışma ve tereddütlere yer vermeyecek şekilde açıkça reddedilmektedir. Bu gerçeklere rağmen AKP Hükümeti, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın 29 Nisan 2010 tarihinde yaptığı basın toplantısında 'Garipçe - Poyrazköy' istikametini 3. Köprü güzergahı olarak açıklamasıyla 3. Köprü'yü bir dayatma olarak yeniden ülke gündeme getirmiştir. Bunu yaparken, gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi olmayan kimi 'gerekçeler' ileri sürülmektedir. Bu çerçevede yaşanan süreç ve alınan karara ilişkin yanıtlanması gereken pek çok soru ortada durmaktadır. İstanbul'da son yıllarda kentsel ve çevresel sorunların büyüdüğü, 3. Köprü'nün yapılmaması için nedenlerinin daha da arttığı ve yaşamsal bir önem taşıdığı koşullarda: 1. Başbakan, belediye başkanı olduğu dönemde haklı olarak 3. Köprü'ye karşı direnirken, bugün neden ısrarla köprüyü yapacağını yinelemekte ve İstanbul'un esenlikli geleceğini ve değerlerini savunanları ağır ifadelerle eleştirmektedir? 2. Belediye Başkanı Mimar Kadir Topbaş, 'Bakanlığın güzergâhını plana işleyeceğiz' diyerek, neden kendini kamuoyuna verdiği sözü ve altına imza attığı planı savunmaktan vazgeçmek zorunda hissetmektedir? 3. Hükümetin hukuka açıkça aykırı olan ve toplumsal duyarlılığı yok sayan '3. Köprü' kararı, hukuka ve kentli haklarına karşı anti-demokratik bir dayatma değil midir? 4. Bilimsel raporlar tarafından reddedilen '3. Köprü'yü, yapma kararı alan bir anlayış çağdışı ve bilim karşıtı değil midir? 5. Bütün gerçekler '3. Köprü' yapılmamasından yana olmasına rağmen, alınan kararı siyasal ve rant beklentileri dışında değerlendirmek mümkün müdür? Neresinden bakarsanız yanlış, İstanbul'a ve ülkemize hiçbir yarar sağlamayacağı açık, İstanbul'u felakete sürükleyebilecek bir sürecin durdurulması için henüz vakit geç değildir. Öncelikle, hükümet köprü kararından vazgeçmelidir. Başta Belediye Başkanı olmak üzere, Belediye Meclis Üyeleri'nin, bilimle, hukukla ve demokrasi ile bağdaşmayan bu 'dayatma' karşısında ülkemizin ve İstanbul'un değerlerinin korunması ve geleceğinin güvenceye alınması yönünde tavır almalarını bekliyoruz... TMMOB Mimarlar Odası, 'Toplu taşımacılığı esas almayan, demiryolu ve deniz taşımacılığını geliştirmeyi öngörmeyen' ulaşım politikalarının çözüm olmayacağını kuruluş tarihi olan 1954'den beri savunagelmiş ve Boğaz'ın karayolu köprüleri ile geçilmemesi yönünde sürekli olarak yöneticileri uyarmış ve bu konularla ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirmeye çalışmıştır. Bu bağlamda şüphesiz kararlı biçimde kamu ve toplumsal sorumluluklarımız gereği, meslek örgütleriyle, kente ve çevreye duyarlı tüm kesimlerle birlikte demokratik uyarı görevimizi sürdürmeye devam edeceğiz. 3. Köprü kararının iptal edilmemesi halinde ise hukuka, şehircilik ilkelerine ve bilime açıkça aykırılık teşkil eden '3. Köprü' kararının iptali amacıyla ilgili tüm kesimlerle birlikte yargıya başvuracağız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur...
Yazan: Emine MerdimGüncel basından seçmeler: Eleştirilere ülkeyi ve kenti yönetenlerin cevapları: http://www.arkitera.com/h52910-erdogan-3-kopruye-karsi-cikanlari-elestirdi.html http://www.arkitera.com/h52927-baskan-topbas;-ulasim-3-kopru-ile-ilgili-daha-rahat-olacak.html http://www.arkitera.com/h52912-3-koprude-surec-baslamadi.html Köprünün ismi ile ilgili önerilere gelmeye başladı: http://www.arkitera.com/h52908-3-koprunun-adi-hamidiye-olsun.html Merak etmeyin kesilecek ağaçların yerine yenileri dikilecekmiş: http://www.arkitera.com/h52918-kopru-guzergahinda-kesilenin-5-kati-kadar-agac-dikilecek.html
Yazan: cbekleyenKimse boşuna çene yormasın, zaten en kısa geçiş hakkı neresi ise o köprü taşıt kullanıcıları tarafından kullanılacaktır, kimse de sen şu köprüden geçemezsin diyemez, özgürlükleri savunuyor isek, beceriksiz yöneticiler kısıtlamalara, yasaklamalara başvururlar, kesin çözüm ancak bölgelerdeki yoğunluğu (insan-taşıt yoğunluğu)'nu azaltmaktan geçer, bunun da çözümü az da olsa şehircilik bilgisine sahip kişilerce bilinir, yoğunluk azaltarak çözülür, bunu gerçekleştiremediğiniz sürece de kısır tartışmalarınız bitmeyecek, sular da akacağı mecrayı bularak seyri seferünü sürdürecektir... Ölümden gayri de hiçbir şey çözümsüz değildir...Sizler karar verici mercihlerin niteliklerine bakın, nitelikleri artıkça da çözümler daha olumlu olacaktır... Meslek odaları ne kadar tarafsızdır, bilimseldir, bunlara karar vericiler ne oran da kulak vermektedirler?...
Yazan: ferdi imarmaray projecisi de sözleşmeyi iptal etti...
paralar 3. köprüye..
istanbul 25-30 milyona
türkiye vahşi kapıtalizmee
tmmob'un pabucu her zamanki gibi dama
...
ne olacak sanıyordunuzzz kiii..
ipler başkalarının elindee
bizede oyuncak, geçici zaferlerr
Yazan: nccşimdi bakmak lazım son 6-12 ay içersinde bölgedeki mevcut özel arazilerdeki el değiştimeler ne şekilde kimlere olmuş ve elbette mevcut olan devlet arazilerinde uzun vadel, kiralamalar olmuşmu yada planlana ve gerçekleşme sürecinde olana varmı? kısaca ben inanmıyorum bölgeyi ranttan uzak tutmak icin gizliliğin delinmediğine ...
Yazan: Emine Merdimhttp://www.arkitera.com/h52850-3-kopru-istanbul-bogazinin-en-kuzeyinde.html Kendileri başta olmak üzere de kimse denilenlere inanmıyor. Buyrun yukarıdaki haberden bazı alıntılar: Dolayısıyla bir rant söz konusu değil, bu bir. İkincisi bildiğiniz gibi ağaçtır. Kilyos’u çevreleyen bölgedeki o kömür ocaklarının işletmesi sonucu terk edilen bozulmuş doğa yapısı, koridorun bu güzergaha oturtulması suretiyle tekrar rehabilite edilecek ve İstanbul'a kazandırılacaktır. Otoyoldan çıkışlar ise mümkün olduğunca şehrin dış noktalarında gerçekleşecektir. Avrupa yakasında hava alanından Odayeri dediğimiz noktaya güneyden kuzeye bir çıkış olacak, Avrupa yakasında. Anadolu yakasında da Paşaköy’den Ümraniye'ye bağlantı olacak. Yani şehrin doğu ve batı aksının uç noktalarından şehirle bağlantı yapılacak ve böylece oldukça kuzeyi kuşatan bir çevre yolu özelliği arz edecektir.Başkan Topbaş; “Köprü tünel ve viyadüklerle havzalara zarar vermeyecek” Projenin orman ve doğal SİT alanlarını tahrip etmemesi için birçok bölgede yolun viyadük ve tünellerle geçileceğini vurgulayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da köprünün tamamladıkları 1/100.000’lik Çevre Düzeni Planları’nı değiştirmeyeceğini söyledi. Ulaştırma Bakanlığı’nın tek başına plan yetkisinin bulunmasına rağmen, projenin onaylanmak üzere İstanbul, Kocaeli ve Sakarya Belediye Meclislerine gönderileceğini ifade eden Başkan Kadir Topbaş, Bakan Yıldırım’a yerel yönetimlere verdiği önem nedeniyle teşekkür etti. Belediye Meclislerinde tartışılacak projede, zorunlu hallerde Bakanlık ile koordineli çalışarak lokal değişiklikler yapabileceğini de açıklayan Kadir Topbaş, “Bugüne kadar rant oluşmasın diye ketum davrandık, konuşmadık. Ancak bu konudaki her toplantıya sayın bakanımızla birlikte katıldım. Bakın, sayın bakanımız çok teknik koordinatlar verdi. Ana muhalefetin bunları anlaması mümkün değil. Coğrafya bilgisi edinmeleri gerekir” dedi.
Yazan: Emine MerdimBasın açıklamasında gösterilen sunum videosu http://sunumer.ibb.gov.tr/3-kopru-basin-aciklamasi-ve-animasyon-film
Yazan: ayasofyaSaçma sapan karar. Zaten köprü saçma bir karar. Bir de üstüne tüy diktiler. Helikopterden öyle karar vermiş herhalde hazret. Bu da öyle olmuş. Yüzlerce saat çalışıldı diyor Sayın Bakan. Ben 10 dakika baksam bu öneriyi eleyebilirdim. Ulaştırma uzmanı değilim ayrıca. 1 saatlik Helikopter gezisi yetti demiyor. Bir de başkanlık sistemi gelsin mi gelmesin mi tartışılıyor. Canım çok sıkkın.
Bütün yorumları forumda okuyun!








